29 Ekim 2019 Salı

KONYALI ÜNLÜLER SANATÇILAR

KONYALI ÜNLÜLER SANATÇILAR




































8 Şubat 2019 Cuma

Konya’daki bazı semt, mahalle ve cadde isimleri ve bu isimlerin çıkış noktaları.


Konya’daki bazı semt, mahalle ve cadde isimleri ve bu isimlerin çıkış noktaları.

AHMET DEDE
Bu semtle ilgili kaynaklarda iki farklı bilgi bulunmaktadır. İlki Menakıb-ül Arifin isimli bir eseri olan Ahmet Fakih adıyla bilinen zat bugün Hocacihan Mezarlığı’nda metfundur. Semte adını veren bir diğer bilgi de kaynaklarda Mevlevi şairi olarak geçen Ahmet Dede ismidir.

AK ÇEŞME
Ak Çeşme Mahallesi, buradan bulunan bir çeşmeden adını almaktadır. Ak Çeşme denmesinin sebebi ise, çeşmenin beyaz, düzgün taşlarla 1555 yılında Ali Paşa tarafından yapılmasıdır. Adı geçen çeşme, Mevlana önünden, Üçler Mezarlığı’nın sağından ilerlerken sağdadır.

ALAEDDİN TEPESİ
1220-1237 yılları arasında iktidarda olan Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarlarından Alaeddin Keykubat’ın ismini taşıyan bu tepe, aynı zamanda Alaeddin Camii’ni de üzerinde bulunduran bir tepedir. Dolayısıyla ismi ile müsemmadır.

ARAPLAR
Emeviler döneminde geçiş güzergahı olarak kullanılan Konya, 723 yılında Araplar tarafından kısa süreliğine ele geçirilip, bu sırada az da olsa Arap halkı bölgeye yerleşmiştir. Hacı Hasan Başı’ndan başlayarak Jandarma Komutanlığı’na kadar genişleyen bölge, kaynaklarda bundan dolayı Araplar olarak geçmiştir.

ARAPOĞLU MAKASI
Bugün Beykonağı diye bilinen ve hala mevcut olan konak, geçmişte Arapoğlu Kosti’ye aittir. 1930’lu yılların başına kadar istasyondan hareket eden atlı tramvay Arapoğlu Makası diye bilinen yerde Arapoğlu Kosti’nin konağının önünden makas değiştirir ve Zafer alanına yönelirdi. İsim bundan dolayı Arapoğlu Makası’dır.

ASLANLI KIŞLA MAHALLESİ
Adını 1806’da Nizam-ı Cedid birliklerini eğitmek için Kadı Paşa tarafından o bölgeye kurulan askeri kışla ile önündeki üç aslan heykelinden almıştır. Bugün buranın üzerinde Mevlana Kültür Merkezi vardır.

AYNA
1970’li yıllarda Mengene Uluırmak yoluna trafiği düzenlemek amacıyla büyükçe bir ayna koyulmuş, bölge daha sonra ayna denilmiştir.

BABALIK MAHALLESİ
Babalık, Konya’da yayımlanmış siyasal, günlük gazete olup (1910-1952) kurucusu ve sahibi Yusuf Mazhar Bey’dir. Önceleri haftada iki gün yayımlanırken, 5 Nisan 1921’den sonra günlük yayınlanmıştır. Konya’nın başlıca düşünce adamlarını sütunlarında toplamıştır. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı içtenlikle savunmuş, Anadolu halkını yüreklendirmiş ve desteklemiştir. Cephe haberlerini halka duyurabilmek için sabah akşam çıkardığı ekleri parasız dağıtmıştır. Mahalle adını bu gazeteden almıştır.

BEŞYOL
Trafiğe açık şekli Dörtyol olan Ankara Yolu ile İstanbul Caddesi’nin Karma İlköğretim okulu mevkiinde kesiştiği yer olup, Beşyol denilmesine sebep Hastane Caddesi’nin bu kavşağa yakın yerde birleşerek, önemli bir geçiş noktası oluşturmasından dolayıdır. Ana yol sayısı dört gibi görünse de kullanımda beş önemli yol burada kesişmektedir.

BEYHEKİM MAHALLESİ
Beyhekim, Mevlana’nın doktoru olup, aslen Nahcıvan’lıdır. Esas adı Hekim Ekmelüddin olup, bugün Beyhekim ismini taşıyan mahallede camisi, kütüphanesi ve türbesi mevcuttur.

CIVILOĞLU
Bugün Eski Garaj (Karatay Otobüs Terminali) civarında bir mahalle olup, Kadınlar Pazarı’nın arka kısımlarıdır. 1834 yılında Hasan Efendi tarafından Konya’da kurulan Cıvıloğlu adıyla maruf bir medrese vardır. Medresenin kurucusu Hasan Efendi’nin oğlu Mustafa Efendi, aynı zamanda bir Nakşibendi şeyhidir. Bugün aynı mahallede bir Cıvıloğlu Camii vardır ancak, medrese camiden daha eskidir. Dolayısıyla isim ilk olarak medreseye verilmiştir. Semt adını Cıvıloğlu Medresesi’nden almaktadır.

ÇİFTE MERDİVEN
İmam Hatip Lisesi, Kadı İzzettin (Karpuzoğlu) Camii, Karatay Halk Eğitim Müdürlüğü, Seçim Kurulları ve 19 Mayıs İlköğretim Okulu’nun bulunduğu yerdir. Bu mahalleye Çifte Merdiven denmesinin sebebi, bir zamanlar Polis Okulu ve İmam Hatip Okulu olarak kullanılan binanın, ön ve arkasından iki tane yani çifte merdiven bulunmasındandır. Adı geçen Çifte Merdiven hala ayaktadır.

DR. HULUSİ BAYBAL CADDESİ
Bugün Selçuklu ilçesindeki bu caddenin 1928’de Konya’da doğmuş olan ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra adeta kendisini Konya’ya ve Konyalılara vakfeden, 19 Kasım 1996’da vefat edene kadar Konya’ya büyük hizmetleri dokunmuş olan Hulusi Baybal Hoca’nın adından gelmektedir.

FENNİ FIRIN
Bu isim Aziziye Caddesi ile Şerafettin Caddesi’nin birleştiği dört yolun ağzındaki Konya’nın eski taş fırınından gelmektedir. Bugün bu fırın yerinde olmadığı halde, bölge birçok kişi tarafından tarif edilirken fenni fırın olarak tarif edilmektedir.

HAVZAN
Şeriye sicil kayıtlarında Anadolu Selçuklu döneminden beri Konya’ya su sağlayan iki havzadan bahsedilir. Bunlardan büyük olanı Kebir Havzanası (büyük su havuzu), bugünkü Havzan semtinde bulunmaktaydı. Bir diğeri Vefa Havzanası’ydı. Dolayısıyla Havzan, su havuzu anlamına geliyor. Bölgenin eskileri de bu bölgenin bataklık olduğunu belirtiyor.

HOCACİHAN MAHALLESİ
Hoca Cihan, Alaeddin Keykubat’ın şehir muhafızlarının komutanı olarak tayin ettiği devrin en ileri gelenlerinden birisidir. Mevlana ve Sadreddin Konevi ile son derece yakın ilişkileri bulunan bir devlet adamıdır. Türbesi Tekke Mezarlığı’ndadır.

HOCA FAKİH CADDESİ
Anadolu Selçuklu dönemi Mutasavvıflarından Türkmen Dervişi Ahmet Fakih’in (Fakih Kudbiddin) meftun bulunduğu türbe ve külliyenin adı bugün Meram Yaka yolu üzerindeki bir caddeye verilmiştir.

İSTANBUL CADDESİ
Konya’nın ilk otogarı olan Eski Garaj’dan kalkan otobüslerin İstanbul’a gitmek için kullandıkları eski Sümerbank’la Karma İlköğretim Okulu arasındaki cadde olup, yeni neslin ismine ve güzergahına çok da akıl erdiremedikleri, Konya’nın en yoğun caddelerinden biridir. Üzerinde İsmet Paşa İlköğretim Okulu olduğu da unutulmamalıdır.

İŞGALAMAN
Asıl ismi Şeyh Ulema Yahşi’dir zamanla halk dilinde değişerek Şıhalaman Yahşi, kısala kısala son şekli İşgalaman olmuştur. Semtin ismi buradan gelmektedir.

KADINLAR PAZARI
Şu an resmi adı Melike Hatun Çarşısı’dır. Bu isim Mevlana’nın kızının adıdır. Ancak bölge daha önceden çevre köylerden ve mahallelerden getirdikleri sebze ve meyveleri burada satan kadınlardan ismini almıştır. Bugün burası bir iş hanı şeklinde dükkanlardan oluşan bir yerdir. Yine çevre köy ve mahallelerden gelen kadınlar anca binanın dış kısımlarında satışlarını yapabilmektedir.

KONAK
Konya’daki birçok otobüs ve minisübün üzerinde gördüğümüz bu isim, valilik binası kastedilerek bölgeye verilmiştir.

KÜLLÜKBAŞI
Bu isim hakkında iki rivayet vardır. İlk rivayet, Şems civarındaki bu bölgenin gül bahçesi olup, güllük başı olduğu şeklindedir. Bir diğer rivayet ise, buranın surların dışında kaldığı için Konya halkının çöplerini sur dışında dökmelerinden dolayı Küllükbaşı olabileceğidir.

LARENDE
Selçuklular döneminde Konya surlarla çevrilidir. Bu kale 12 kapı ile dışarıya açılmaktadır. Bu kapıların birisin de Sahip Ata Fahrettin Ali tarafından yaptırılan cami ve külliyenin tam karşısına rastlar ve ismi de Larende kapısıdır. Larende, bugünkü Karaman’ın o tarihteki ismidir. Bu kapıdan çıkan yolcular Larende’ye gider, bu caddenin ismi de bu nedenle Larende Caddesi olarak bilinmektedir. Hatta pek çok zaman Sahip Ata Külliyesi içinde bulunan bu camiye de Larende Camii denildiği olmuştur.

MACUR PAZARI
Konya’daki bazı dolmuşların üzerinde gördüğümüz bu isim orijinalinde Muhacir Pazarı olup, bölge mübadele döneminde gelen göçmenlerin yerleştirildiği yer olduğu için bu ismi almıştır.

MENGENE
Mengene adı ile ilgili iki farklı bilgi bulunmaktadır. Birincisi bugün Mengene Caddesi üzerinde bulunan 1879’ta tamir görmüş Mengene çeşmesidir. Yine 1950’de Konya’da çıkarılan bir gazeteye de Mengene adı verilmiştir.

MİMAR MUZAFFER CADDESİ
1881’de İstanbul’da doğdu. En tanınmış eseri Şişli’deki Hürriyet abidesidir. Sirkeci Büyük Postane, önemli eserleri arasındadır. 1914’te Konya Valiliği Baş Mimarı olmuş, Sultan Selim Camii’ni restore etmiş, 1921’de Konya’da ölmüştür. Mezarı Konevi Camii’nin doğusundaki Turgutoğlu Türbesi yakınındadır.

MUSALLA BAĞLARI MAHALLESİ
Adını Musalla Mezarlığı’ndan almıştır. Bu mezarlıkta Şeyh Süca ve Şeyh Halil türbeleri de bulunmaktadır. Musalla adı cenaze namazının kılınabilmesi için ölen kişinin üzerine konulduğu yer anlamına gelmektedir.

NAKİBOĞLU
Nakiboğlu adı Nakiboğlu Camii’nin vakfiyesinden anladığımıza göre Konya Müftüsü Nakibül Seyit İbrahim tarafından 1176 Hicri, 1762 Miladi yılında bu cami yaptırılmış ve o günden bu yana çevresi Nakiboğlu diye bilinmektedir.

NALÇACI CADDESİ
Ahmet Hilmi Nalçacı, 1963-1969 yılları arasında Konya Belediye Başkanlığı yapmış olan bürokratımızdır. Cadde bugün onun soyadını taşımaktadır.

NEHRİ KÂFUR (NEHRİ KÂFİR)
Bu mahalle Osmanlı Devleti’nde Konya’ya dışarıdan gelen bazı Hıristiyan tüccarların kısa süreli konakladıkları yer olup, yabancıların çoğunlukla yaşadığı bölgedir.

OVALOĞLU
Orijinali ovalı oğlu olup, mahallede bu isimde bir cami mevcuttur. Konya Valisi Mehmet Paşa tarafından 1764’te yaptırılan bu cami Ovalıoğlu (Çelikpaşa) Camii olarak biliniyor.

PİREBİ MAHALLESİ
Pirebi Sultan Konya velilerindendir ve Selçuklular devrinde yaşamıştır. Hoca Fakih’in talebesi, Nasreddin Hoca’nın arkadaşı olduğu rivayet edilmektedir. Kabri Konya Sanat Enstitüsünün güneyinde kendi adıyla anılan caminin avlusundadır. Bugün Öğretmenevleri diye bilinen bölge Pirebi Mahallesi’dir.

PİRİ MEHMET PAŞA MAHALLESİ
Piri Mehmet Paşa, Kanuni Sultan Süleyman dönemi vezirlerinden olup, 1523’te vefat etmiştir. Birçok ilde eser ve vakıfları olup, Konya’da da Mevlana Çarşısı’nın arkasında bir camisi vardır. Bugün Eski Garaj civarındaki mahalle adını bu camiden, dolayısıyla Piri Mehmet Paşa’dan almıştır.

SEKİZ KÖŞE CAMİ
Şeker Tekke yolunun çarşı tarafında başlangıç sağında bulunan ve sekizgen bir yapı olan bu cami bölgeye adını vermiştir. Sekizgen yapılar, İstanbul’da da birçok türbede karşımıza çıkar. Bu durum sekiz rakamının yan yatırıldığında sonsuzluğu simgelemesindendir.

SİLLE
Sille’nin Silenos’tan geldiği fikri üzerinde durulmuştur. Silenos, ‘kanayıp, coşarak köpürüp akan su’ anlamındadır. Sel şeklinde kullandığımız Arapça seyl kelimesi ile yakınlığı dikkate değer bir noktadır. Esasen Sille’nin coğrafik yapısı da bu anlama açıktır. Sille bir sel yatağında, dere vadisinde kurulmuştur.

ŞEKERFURUŞ MAHALLESİ
Bu mahallenin adı mahalleye yaptırılan bir mescitten gelmektedir. Şekerfuruş ismiyle bilinen mescit, Alaeddin Keykubad zamanında yaşayan Hüseyin bin Şaban isimli bir zat tarafından yaptırılmış, 1676’da tamir görmüş ve bugünkü Şeker Furuş Mahallesi’ndedir. Hüseyin bin Şaban’ın keramet sahibi bir kişi olduğu, tuzu şekere tahvil ettiği (dönüştürdüğü) için kendisinin Şekerfuruş ismiyle anıldığı kaydedilmiştir.

ŞEMS-İ TEBRİZİ CİVARI
1185 yılında Tebriz’de dünyaya gelen Şems-i Tebrizi’nin asıl ismi Mevlana Muhammed’dir. 1247’de vefat eden Şems adına bölgede bulunan cami ve türbeden dolayı bölgeye Şems denilmiştir.

ŞERAFEDDİN CADDESİ
Cadde bugün, Şerafeddin Camii’nin arkasında kalmaktadır. Dolayısıyla 13. yüzyılda camiyi de yaptıran Şeyh Şerafeddin’in ismini taşımaktadır. Şerafeddin Camii de ilk olarak Şeyh Şerafeddin tarafından yaptırılmıştır. Ancak çok fazla tadilat görmüş, bugünkü orijinal hali Osmanlı eseridir.

TEKKE CADDESİ
Sekiz Köşe Camii ile Tekke Mezarlığı arasında kalan bölüme verilen addır. Caddenin sonunda içerisinde Hoca Cihan’ın da meftun bulunduğu Tekke Mezarlığı vardır.

ZİNDANKALE
Anadolu Selçuklu devleti döneminde Alaeddin Keykubat zamanında 1221’de yaptırılan 4 kilometre uzunluğundaki dış surlara ilave edilen burçlar, zindan (hapishane) olarak kullanılmıştır. bu surların batısı bugünkü Zindankale mevkii, doğusu Kapu Camii mevkiiydi. Hapishane olan burçlar bugünkü Zindankale mevkiidir.

22 Nisan 2015 Çarşamba

KONYAMIZA HAS ÖZGÜ KUTLANAN ŞİVLİLİK NEDİR?

karaman'da neden bu kadar çok bisküvi fabrikası olduğunun açıklaması olduğu gelenek. bir sene boyunca şivlilik'e çalışsalar ancak yeter *. hayır boyumdan posumdan utanmasam yoplayacağım ben de. bir de sözlük vasıtasıyla konya mcdonalds'ı protesto ediyorum, çünkü şivlilik dağıtmıyorlar, ayıp yani. internet kafeler, hatta resmi kurum ve kuruluşlar dahi dağıtıyor.·


çocuklar kapıyı çalar ve bir ağızdan bağırır. şivrilik diye karşılığında ise genelde kırık leblebi alırlar kapı sahibinden. ayrıca şivrilik adlı bir türk filmide çekilmişitir. türk sinemasının ilginç filmlerinden biridir.
milanur

çocuklar kapıyı çalar ve bir ağızdan bağırır. şivrilik diye karşılığında ise genelde kırık leblebi alırlar kapı sahibinden. ayrıca şivrilik adlı bir türk filmide çekilmişitir. türk sinemasının ilginç filmlerinden biridir.
milanur konya yöresinde hala sürdürülen bir regaib kandili geleneği. regaib kandili günü sabahı, sabah namazından sonra mahalledeki üç ile on beş yaş arasındaki kız erkek çocukları sokak başlarında toplanarak ilk kapıdan başlamak üzere kapıları birer birer çalarak açılmasını beklerler, kapı açılması biraz gecikti mi hep bir ağızdan ve tempo ile şu maniyi söylemeye başlarlar: şivli şivli şişirmiş erken kalkan pişirmiş iki çörek bir börek bize namazlık gerek. şivlilik... çocukların sesini duyan ev sahibi bayan, elindeki tabak dolusu üzüm veya ne verecekse (çerez, gofret, çikolata, şeker, meyve vs.) onunla gelerek kapıyı açar ve sıra ile çocukların avucuna veya ekseriyetle boyunlarına takmış oldukları keselere birar avuç vermek suretiyle onları sevindirir, çocuklar bu kapıdan kısmetlerini aldılar mı diğer kapıya topluca koşmaya başlar, öğleye kadar bütün mahalle dolaşılmış olur.


 konya haricinde bilen birine rastlamadigim, halbuki bilinse ne de guzel olur diye dusundugum guzel gelenek. sabahtan aksama kadar elde torba ordan oraya ziplarsiniz, karsilastiginiz arkadaslarinizden tiyo alirsiniz; "mualla teyzelerin sokaginda bi ev var, uff, tadelle veriyo!", veya "subay lojmanlarina gitmeyin, bi mok yok", gibi.. aksama eve geldiginizde torbanizin ici muhtemelen cope benzer; gofretler, tadelleler, leblebili sekerler, bilimum kuruyemis,...hepsinin tadi digerine karismistir. sonra onlari cikarip yemeye baslarsiniz, o kadar cok sacma sapan sey yersiniz ki gece circir olmaniz kacinilmazdir.




sabahin köründe beni tamamen günün anlam ve öneminden farkli bir amaçla taşidigim poşetle gören küçük çocukların" lan baksana kocaman herif şivlilik topluyor" gibisinden bakişlar fırlatmalarina,gülüşmelerine neden olan gelenek. üçüncü sınıf şekerlerin,çikolatalarin,biskuvilerin tüketiminin hat safhaya ulaşmasini saglagan gelenek.orijinalinden daha lezzetli taklit ürünleri seçebilmek için iyi bir fırsat.

   super olay. bir onceki gun fener alayi yapilir, yasi sivliligi gecmis mahalle delikanlilari (16-17 yas) parklarda lastik yakar uzerinden atlar, sevgili bulmuslarsa mahalleden onunla oturur, gezilir tozulur, merama gidilir camlibel'de ki eglenceler izlenir..bakkallarda fenerler satilir..fener dediysem bir lastik tekerinin kagittan yapildigini dusunun..bir suru resim cizim ot bok vardir..icine mum konulur gezilir.. gece olur sabah namazina kalkilir sonra sivlilik toplanmaya cikilir..gerci saat 9-10 gibi falan baslaniyor toplanmaya ama olsun.. gelen bir daha gelir..bazi kisiliksiz terbiyesiz insanlar ise gelen cocuklari azarlar, hatta o gun zillerinin dugmesini soken insanlara bile rastlayabilirsiniz.. bana 200 gofret 200 seker'e patladi bugun bu sivlilik..60 taneye yakin cocugu ise seker gofret bittigi icin bos gonderdim.. bakkala gidip "dayi sivlilik var mi ? ha tamam" dersiniz ozel olarak posetlerin icinde satilir..5 milyondur bi poset 100 seker 100 gofret vardir en ucuncu sinifindan..sonra kapiya gelenlere dagitirsiniz.

·
 2009'daki olanı dün akşam itibariyle başlamıştır efendim. dün akşam hava kararmasından itibaren semtimizin çocukları kızkaçıranlar, torpiller, roketler ve bilumum mühimmat ile her şivlilikte olduğu gibi kimsede kafa beyin bırakmama konusundaki sarsılmaz kararlılıklarını bir kez daha gösterdiler. tabi bunun dışında genelde küçük kız çocukları ellerinde şivliliğin olmazsa olmazı olan fenerleriyle gezdiler sokaklarda ve gerçekten çok güzel bir görüntüleri vardı. kimi sokak aralarında ateşler yakılıp üzerinden atlandı, kimi yerlerde büyükler de çocukların bu eğlencelerine katıldı, sokağın birinde koca koca kadınların kocaman bir ipin üstünde sırayla ip atladığını bile gördük. ve tabi asıl şivlilik, yani bugün için çocukların yaptığı hazırlıklar... dün gece 11'de eve girerken bizim apartman kapısının önündeki merdivenlerde toplanmış çocuklar ertesi günkü şivlilik toplama timleri'nin planmalasını yapmaktaydılar mesela: 8-9 yaşlarındaki bir kız: ya, filanca da bizimle gelmek istiyomuş. aynı yaşlarda grup lideri gibi duran başka bir kız: ohooo! iyi o zaman, herkes gelsin! siz dolaşın, ben tek başıma toplucam! ve bu sabah: 07.30'da apartman zilimizi ısrarlı çalmak suretiyle arz-ı endam etti ilk grup. torbalarına bakılırsa daha erkenden dolaştılkları yerler olmuş, azme bak! şivlilikteki çocukların şeker toplaması bayramlardaki dolaşmalarından biraz farklıdır. bayramlardaki o mahçup halleri pek olmaz. şivlilikte sanki sen onlara ait şeker ve çikolatayı şivlilik sabahı onlara vermek üzere emanet tutuyormuşsun da onlar da o gün emanetlerini geri almaya gelmiş gibidirler. e, hakılılar da... neyse efendim, aldım bir büyük kutu karsa marka çokomelimi, hazırım bekliyorum! not: bazı yazarların "eğer çocuklara vereceğiniz şivliliğiniz güzel değilse hiç vermeyin, imkanınız yoksa zili duymazdan gelirsiniz olur biter" şeklinde yazılarına denk geldim. hemen belirteyim ki arkadaşlar gerçek şivlilik bu değil :) şivlilikte çocuklar tabi ki güzel abur cuburlar toplamak isterler, güzel şeyler dağıtanları birbirlerine haber verirler vs. ama inanın hiçbiri sizi maddi durumunuzdan ötürü biraz daha ucuz şivlilik dağıtıyorsunuz diye kınamaz. o mahalleninin çocuğu zaten kimin kim olduğunu bilir. değilse bile hiçbir şey şivlilikte kapıyı açmamak kadar saygısızca bir hareket değildir çocuklara karşı. isterseniz bir gün önce marketten aldığınız sarı leblebilerden verin, ya da ne bileyim pazarda kilosu 3-4 lira olan açık gofretlerden dağıtın, gene de o çocuklara kapıyı açın. onlar zaten bunun da tedbirini alarak geliyor merak etmeyin. yanlarında bu tür açık yiyecekler için fazladan poşet de taşıyor keratalar. hatta şivlilik toplarken karınları acıktığında bunları yiyorlar ki ganimetlerini eve tastamam götürüp akşam anne babalarına, abi ablalarına gösterebilsinler. böyle her şeyi maddiyata bağlayan hadsiz mesajlara itibar etmeyiniz, çocukları o sevinçten, kendinizi de onların yüzündeki coşkuyu, neşeyi görme mutluluğundan mahrum bırakmayınız.

KONYAMIZA HAS KUTLANAN FENER ALAYI NEDİR?

konya'da şivlilik'ten bir gün önceki günün akşamı çocukların* ateş yaktığı, ki genelde kocaman kocaman tekerler yakılır, nadiren ellerinde fenerlerle dolaştığı gece. son zamanlarda havai fişek de iyice meşhur olmuştur. üç ayların başlangıcında çocukların kutladığı fenerli eğlencedir. akşam bütün çocuklar ellerinde fenerlerle sokağa çıkar oyun oynarlar, fişek patlatırlar. bir gün sonrası da şivlilik tir. mahalledeki evleri dolaşır, şeker çikolata toplarlar.

18 Aralık 2014 Perşembe

konya mevlana 10 Bin Kişilik Spor ve Kongre Merkezi’nde Sema Töreni resimleri şeb i aruz









http://www.konya.bel.tr/haberbasin.php?haberID=4347&hDurum=FOTO

10 Bin Kişilik Spor ve Kongre Merkezi’nde Sema Töreni

Konya Büyükşehir Belediyesi’nin 10 bin kişilik Spor ve Kongre Merkezi’nde Hazreti Mevlana’nın 741. Vuslat Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında yapılan sema töreni büyük ilgi gördü.


 Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılan 10 bin kişilik Spor ve Kongre Merkezi, Hazreti Mevlana’nın 741. Vuslat Yıldönümü Etkinlikleri kapsamında sema törenlerine ev sahipliği yaptı.
Konya Büyükşehir Belediyesi Uluslararası Mevlana Kültür Merkezi’nde 10 yıldır yapılan ve yoğun ilgi gören sema törenlerinde artan talebe cevap vermek için Spor ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen program yoğun ilgi gördü.
Sema alanının üzerine kurulan dev ekranlardan törenin detaylarının izlenebildiği salonda yapılan ışıklandırma ise mistik havayla bütünleşerek izleyenleri etkiledi. Yaklaşık 10 bin kişinin izlediği programda Devlet Sanatçısı Ahmet Özhan yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Türk Tasavvuf Müziği konseri verdi. Konserden sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu üyeleri sema töreni gerçekleştirdi.
741. Vuslat Yıldönümü Etkinlikleri’nin son günü olan, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın da katılması beklenen 17 Aralık’taki Şeb-i Arus programı da Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi’nde yapılacak.

Vuslat Törenleri Şeb-İ Arus İle Sona Erdi

Hazreti Mevlana’nın 741. Vuslat Yıl Dönümü Uluslararası Anma Törenleri, Şeb-i Arus gecesi ile sona erdi. Dünyanın farklı ülkelerinden binlerce insanının katıldığı programda konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mevlana ve onun gibi gönül mimarlarının hem kendi çağlarında yaşayanlara hem de asırlar sonra gelecek nesillere aşk kadar, sevgi kadar, umudu, cesareti ve özgüveni adeta bir emanet gibi teslim ettiklerini söyledi. Erdoğan, “Mevlana’ya, Yunus’a, Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Ahmed-i Hani’ye sahip çıktığımız müddetçe Allah’ın izniyle bu millet hiçbir şeyden korkmayacak her dem yeniden doğmaktan da asla usanmayacaktır” dedi.


Hazreti Mevlana'nın 741. Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri’nin son günü olan, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin vuslata erdiği gece “Şeb-i Arus”, Konya Büyükşehir Belediyesi Spor ve Kongre Merkezi’nde icra edildi.
Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu, Zanzibar Cumhurbaşkanı 1. Yardımcısı Seif Sharif Hamad, Çad Başbakanı Kalzeube Payimi Deubet, Ana Muhalefet Partisi Genel Başkanı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Efkan Ala, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Lütfi Elvan, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Konya Valisi Muammer Erol, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek ile çok sayıda davetli katıldı.
Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, Hazreti Mevlana’nın yaşarken yaktığı büyük aşk ve iman ateşinin, bugün de insanları ısıtmaya ve aydınlatmaya devam ettiğini söyledi. Hazreti Mevlana'nın yaşadığı dönemde Anadolu'nun karmaşık ve parçalanmış siyasal yapısı içinde, hem yaşadığı toplum ve zamana hem de gelecek zamanın insan ve toplumuna yön verdiğini belirten Başkan Akyürek, “Bu yön verme, toplumu yoğurma işini kılıçla, topla, tüfekle değil kelimelerle, şiirle, hikayelerle yapıyordu” dedi.
Hazreti Mevlana’nın bu topraklarda yüzyıllardır insanları ve her şeyi etkilemeye ve biçimlendirmeye devam ettiğini ifade eden Başkan Akyürek, “Yoksa ne işimiz vardı Gazze'de, Myanmar'da. Yoksa, bu ülke neden mazlumlar için dünyanın en büyük yardım seferberliğini gerçekleştiren ülke olsun. Somali için milletçe bir seferberlik düzenlerken derdimiz neydi. ‘Dünya 5'ten büyüktür’ gerçeğini dünya sisteminin yüzüne haykırırken, bizim yaslandığımız tarihsel değerler perspektifimiz nedir? Millet irademizi dize getirmek isteyen çok uluslu kumpasların karşısına koyduğumuz direnç ruhunun kaynağında ne var? Yüzyılları hızla geçip köklere doğru baktığımız zaman bütün bu sorularımızın cevabını açıkça görürüz” diye konuştu.
MEVLANA 2 ZÜMREDEN BİZARDIR
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Hazreti Mevlana’nın Mesnevisi’nin Kur’an-ı Kerim ve sünnetle yoğrulmuş bir aşk ilmihali olduğunu belirterek, bu aşk ilmihalinde Hazreti Mevlana’nın varlık aleminde, en büyük müjdenin, en büyük şan, şeref, rütbe ve makamın Allah’a kulluk olduğunu haykırdığını belirtti.
Hazreti Mevlana'nın bugün 2 konudan dolayı bizar olduğunu anlatan Görmez, “İki kişiden, iki zümreden bizardır Hazreti Mevlana. O, kendisini popüler kültürün, ticari bir tüketim metaı haline getirenlerden bizardır. Biz de bizarız. O, kendisini İslam'ın dışında başka bir yerde konumlandıran ilahi aşkı bir tarafa bırakan hümanist ideolojilere payanda kılan tüm insanlardan bizardır. Biz de bizarız. Kanaatimce bugün üç Mevlana var. Biri özlediğimiz Mevlana, biri gizlediğimiz Mevlana, biri de semaya hapsettiğimiz, izlediğimiz Mevlana” dedi.
BİR VATANIMIZ VARSA GÖNÜL ERLERİ SAYESİNDEDİR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, Hazreti Mevlana’nın arkasında sadece yazılı eserler ve sönmeyen fikirler bırakmış insan olmadığını, arkasında aşk ile yoğrulmuş eserler, aşktan ilham almış fikirler bıraktığı için, sadece Konya’da değil, 780 bin